Cover Image
Görüş

Buzlarla Kaplı Güç Mücadelesi: Grönland

Buzullarla kaplı bir ada, küresel süper güçlerin yeni çatışma merkezine mi dönüşüyor? ABD, Danimarka ve Grönland arasında imzalanan yeni anlaşma, kritik madenlerden füze üslerine uzanan Arktik sahasında Amerikan askeri hakimiyetini pekiştiriyor. Peki kendi kaderini tayin etmeye çalışan Grönland halkı bağımsız bir aktör mü olacak, yoksa büyük güçler rekabetinin fiilî bir üssü haline mi gelecek?

Dr. Aslıhan Genç Kazan | 21. Sayı 2026
Araştırmacı

Grönland, uzun yıllar boyunca buzlarla kaplı ve gözlerden uzak bir ada olarak varlığını sürdürmüş olsa da bugün küresel güç mücadelesinin merkezinde yer almaktadır. Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki stratejik konumu, Arktik Okyanusu’nda giderek önem kazanan ulaşım güzergahları ve sahip olduğu değerli mineral kaynakları, adayı uluslararası güvenlik ve ekonomi politikalarının önemli unsurlarından biri haline getirmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Danimarka ve Grönland arasında 22 Eylül 2026 tarihinde imzalanan yeni güvenlik anlaşması ise adanın stratejik önemini pekiştirirken Grönland’ın, güvenlik politikalarında giderek daha belirleyici bir konuma geldiğini göstermiştir.


Bu gelişmeler ışığında Grönland’a ilişkin temel tartışma, adanın kime ait olduğundan çok, güvenliğinin kim tarafından sağlanacağı, doğal kaynaklarına erişimin hangi aktörlerin kontrolünde gerçekleşeceği ve Grönland halkının kendi geleceğinin belirlenmesinde ne ölçüde söz sahibi olacağı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yeni anlaşma herhangi bir egemenlik devri öngörmezken Grönland halkının hukuken tanınmış kendi kaderini tayin hakkı da varlığını korumaktadır. Buna karşılık ABD’nin adadaki askeri erişiminin genişlemesi ve olası bir bağımsızlık durumunda Grönland’ın Batı güvenlik mimarisi içindeki konumunun korunmasının öngörülmesi, hukuki egemenlik ile fiilî güvenlik bağımlılığı arasındaki gerilimi daha görünür hale getirmektedir.


Arktik Güç Mücadelesinde Grönland


Grönland’ın stratejik değeri günümüzde ortaya çıkan yeni bir durum değildir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde ABD, adayı Kuzey Amerika’nın ileri savunma hatlarından biri olarak değerlendirmiştir.1 Adada bulunan Pituffik Uzay Üssü balistik füzelere karşı erken uyarı ve uzay gözetleme faaliyetleri bakımından ABD’nin güvenlik mimarisindeki kritik unsurlardan biridir. Uzun yıllar Thule Hava Üssü adıyla faaliyet gösteren tesis, uzay odaklı görevlerini ve bölgenin yerel kimliğini daha iyi yansıtmak amacıyla 6 Nisan 2023’te Pituffik Uzay Üssü olarak yeniden adlandırılmıştır.2

Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki en kısa hava ve füze güzergahlarının Arktik üzerinden geçmesi, üssün ve dolayısıyla Grönland’ın önemini bölgesel düzeyin ötesine taşıyarak adayı kıtalararası güvenliğin stratejik merkezlerinden biri haline getirmektedir.


Şekil 1: Pituffik Uzay Üssü, Grönland

Kaynak: U.S. Space Force


Rusya, Arktik’teki en uzun kıyı şeridine sahip olmasının yanı sıra bölgede güçlü bir askeri altyapıya ve Kuzey Filosu’na da sahiptir. Bu durum, NATO’nun Arktik’teki faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Finlandiya’nın 4 Nisan 2023’te, İsveç’in ise 7 Mart 2024’te NATO’ya katılmasıyla Arktik bölgesindeki sekiz devletten yedisi İttifak üyesi haline gelmiş ve bu gelişme NATO’nun bölgedeki askeri ve stratejik konumunu büyük ölçüde güçlendirmiştir.3 NATO’nun Şubat 2026’da başlattığı Arctic Sentry (Arktik Nöbetçisi) faaliyeti, İttifak’ın Arktik güvenliğine yaklaşımındaki kurumsallaşmanın yeni bir aşamasını temsil etmektedir. NATO Norfolk Müşterek Kuvvet Komutanlığı (Joint Force Command Norfolk – JFC Norfolk) komutasında yürütülen çok alanlı (multi-domain) faaliyet, müttefiklerin bölgede gerçekleştirdiği tatbikat, gözetleme ve askeri faaliyetleri bütüncül bir operasyonel çerçevede birleştirmeyi amaçlamaktadır.4 NATO, girişimin gerekçeleri arasında Rusya’nın artan askeri faaliyetleri ile Çin’in Arktik’te büyüyen ilgisine dikkat çekmektedir. Nitekim Çin bilimsel araştırma, deniz taşımacılığı, enerji ve maden yatırımları üzerinden bölgede etkisini geliştirmeye çalışmaktadır.

Bu gelişmeler, Grönland’ın yalnızca ABD-Danimarka ilişkilerinin değil, giderek NATO’nun kolektif savunma ve caydırıcılık mimarisinin de merkezi unsurlarından biri haline geldiğini göstermektedir. ABD ve NATO açısından savunma amacı taşıyan tedbirlerin, Rusya tarafından çevrelenme olarak algılanması ise, Arktik’te bir güvenlik ikilemi oluşturmaktadır.


İklim Değişikliği ve Ulaşım Güzergahları


İklim değişikliği Grönland’ın stratejik önemini artıran temel unsurlardan biridir. Deniz buzunun giderek azalması Kuzey Deniz Rotası, Kuzeybatı Geçidi ve daha uzun vadede Transpolar Deniz Rotası gibi güzergahların daha sık kullanılabilmesi anlamına gelmektedir. Arktik Konseyi verilerine göre gemilerin kutup sularında güvenli ve çevreye duyarlı biçimde faaliyet göstermesine yönelik uluslararası kuralların uygulandığı “Arktik Polar Kod” alanına giren gemi sayısı, 2013 ile 2025 yılları arasında yaklaşık yüzde 40 artmıştır.5 Bu artış, yeni güzergâhların artık yalnızca geleceğe ilişkin bir öngörü olmadığını göstermektedir. Bu duruma karşın, Arktik deniz rotalarında gözlemlenen değişken buz koşulları, yetersiz liman altyapısı, sınırlı arama-kurtarma kapasitesi, yüksek sigorta maliyetleri ve çevresel riskler seyrüseferi zorlaştırmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Polar Kodu da bölgedeki deniz taşımacılığını can güvenliği ve çevrenin korunması bakımından özel kurallara bağlamaktadır. Buna rağmen ticari ve askeri hareketliliğin artması; limanların, havaalanlarının, haberleşme altyapısının ve deniz gözetleme kapasitesinin stratejik değerini yükseltmektedir.

Grönland bu bakımdan yeni rotaların doğrudan güzergâh sahibi olmaktan çok, Kuzey Atlantik ile Arktik arasındaki deniz gemi geçişi izleyebilen ve destekleyebilen bir eşik konumundadır.6


Şekil 2: Grönland Haritası

Kaynak: BBC Türkçe


Deniz Yetki Alanları ve Doğal Kaynaklar


Arktik rekabetinin bir diğer boyutunu deniz yetki alanları oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kıyı devletlerine belirli koşullarda 200 deniz milinin ötesine uzanan kıta sahanlığı üzerinde hak iddia etme imkânı vermektedir. Danimarka Krallığı, Grönland üzerinden Arktik Okyanusu’nun merkezine ve Kuzey Kutbu çevresine uzanan kıta sahanlığına ilişkin başvurular yapmıştır. Bu talepler doğrudan deniz yüzeyinin mülkiyetini değil, deniz yatağı ve toprak altındaki kaynaklar üzerindeki hakları ilgilendirmektedir. Diğer Arktik ülkeleriyle çakışan taleplerin bilimsel değerlendirme ve müzakere yoluyla çözümlenmesi, Arktik’te hukuki düzenin korunması açısından önemlidir.7


Petrol ve doğal gaz potansiyeli sıkça jeopolitik anlatıların merkezine yerleştirilse de aşırı maliyetler, çevresel riskler ve küresel enerji dönüşümü bu kaynakların kısa vadede işletilmesini belirsiz kılmaktadır. Ancak deniz alanlarının önemi, gelecekte çıkarılabilecek enerji kaynaklarıyla sınırlı değildir. Örneğin balıkçılık, Grönland ekonomisinin temel dayanaklarından biridir ve iklim değişikliği; balık stoklarının dağılımını, avlanma bölgelerini ve kıyı topluluklarının geçim koşullarını değiştirmektedir. Bu kaynakların ve onlara bağlı geçim olanaklarının korunması, deniz gözetimi, arama-kurtarma ve çevresel kaza müdahalesi gibi kapasiteleri ekonomik güvenliğin de bir parçası hâline getirmektedir.


Grönland’ın güncel kaynak jeopolitiğinde daha somut rekabet alanı kritik minerallerdir.

Grönland’ın ekonomik değeri karadaki maden potansiyeliyle de yakından ilişkilidir.8 Avrupa Komisyonu’na göre ada, Avrupa Birliği (AB) tarafından kritik kabul edilen 34 hammaddenin 25’ine sahiptir. Nadir toprak elementleri, grafit ve diğer stratejik mineraller; yeşil dönüşüm, savunma sanayii ve ileri teknoloji üretimi için önem taşımaktadır. AB ile Grönland arasında 2023’te sürdürülebilir hammaddelere yönelik stratejik ortaklık kurulmuş, 2024’te Nuuk’ta daimi AB ofisi açılmıştır. Eylül 2026’da açıklanan yeni AB paketi de temiz enerji ve kritik hammaddeleri öncelikli alanlar arasında saymaktadır.9


Ancak kaynak zenginliği Grönland için ekonomik bağımsızlık sağlamamaktadır. Sert iklim, altyapı yetersizliği, yüksek yatırım maliyetleri ve çevresel kaygılar birçok projenin uygulanmasını güçleştirmektedir. Ayrıca madencilik faaliyetleri, Inuit toplumunun yaşam biçimi, yerel istihdam ve kırılgan ekosistem açısından sonuçlar doğurmaktadır.

Grönland için asıl mesele yalnızca kaynakların çıkarılması değil; maden çıkarma karar yetkisinin kimde olacağı, ekonomik değerin ne kadarının adada kalacağı ve dış yatırımların yeni bir bağımlılık üretip üretmeyeceğidir.


Yeni Güvenlik Anlaşması Neyi Değiştiriyor


ABD’nin Grönland’daki askeri varlığının temel hukuki çerçevesini 1951 Savunma Anlaşması belirlemiştir.10 22 Eylül 2026 tarihli ABD-Danimarka-Grönland Anlaşması ise bu çerçeveyi genişleterek mevcut güvenlik ilişkisini yeni koşullara uyarlamaktadır.


Şekil 3: ABD-Grönland-Danimarka Güvenlik Anlaşması imza anı, 22 Eylül 2026

Kaynak: Reuters


Anlaşma, ABD’nin Pituffik Uzay Üssü’ndeki faaliyetlerinin modernize edilerek genişletilmesine ve Golden Dome (Altın Kubbe) füze savunma sistemiyle bağlantılı kabiliyetler geliştirilmesine imkân sağlamaktadır. Grönland’ın Narsarsuaq ve Mestersvig yerleşim yerlerinde iki yeni savunma alanı oluşturulmakta; tarafların anlaşması halinde başka alanların kurulmasının da önü açık tutulmaktadır. İmza sonrasında açıklanan bilgilere göre, Mestersvig’de yaklaşık 150 kişiyi barındırabilecek tesisler ve askeri nakliye uçaklarına uygun 1,8 kilometrelik bir uçuş pisti oluşturulmaktadır.11 Bu durum Rus Kuzey Filosu’nun Atlantik’e erişim güzergahlarının izlenmesi ve ABD birliklerine ev sahipliği yapacak stratejik bir üsse dönüşmesi bakımından önemlidir. Anlaşmaya göre ABD’nin gemileri, uçakları ve askeri kuvvetleri, savunma alanları arasında Grönland’ın karası, hava sahası ve karasularını kullanarak geniş bir erişim ve hareket serbestisine sahip olacaktır.12 Buna karşılık asker sayısı, konuşlanma takvimi ve tesislerin tam kapasitesi metinde belirlenmemiştir. Bu ayrıntılar, uygulamadaki düzenlemelerle zamanla şekillenecektir.

Yeni yapı bu nedenle ani bir egemenlik devrinden çok, Amerikan askeri erişiminin uzun vadeli ve kurumsal hale getirilmesi anlamı taşımaktadır.


Anlaşmanın dış aktörlere ilişkin hükümleri de önemlidir. Tarafların aksi yönde ortak karar almaması halinde, NATO üyesi olmayan devletlerin Grönland’da insanlı veya insansız askeri tesis kurması ve sürekli askeri varlık bulundurması yasaklanmaktadır. Kritik altyapı, kaynak çıkarımı ve stratejik sektörlerdeki yabancı yatırımların Grönland tarafından güvenlik incelemesine tabi tutulması öngörülmektedir. Metin doğrudan Çin veya Rusya’nın adını kullanmasa da bu düzenlemeler pratikte iki ülkenin askeri ve ekonomik nüfuzunu sınırlayan bir bariyer oluşturmaktadır. Bununla birlikte anlaşma ABD’ye Grönland’ın madenleri üzerinde doğrudan mülkiyet veya işletme hakkı vermemektedir; asıl değişiklik kaynaklara erişimin güvenlik mantığıyla denetlenmesidir.13


En dikkat çekici hüküm, Grönland’ın gelecekte bağımsız olması ihtimaliyle ilgilidir. Anlaşma, bağımsız Grönland’ın NATO içinde kalmasını veya gerekirse üyelik başvurusunda bulunmasını ve Danimarka’nın anlaşmadan doğan hak ve yükümlülüklerini üstlenmesini öngörmektedir. Ayrıca anlaşmanın belirlenmiş bir bitiş tarihi bulunmamaktadır. Bununla birlikte imza ile yürürlüğe giriş birbirinden ayrılmalıdır: Metnin XII. maddesi, Danimarka Krallığı ile Grönland’daki parlamenter işlemlerin tamamlanmasını ve bunun ABD’ye diplomatik nota ile bildirilmesini şart koşmaktadır. Bu nedenle anlaşmanın etkileri, 2 Ekim 2026 tarihi itibariyle onay ve uygulama düzenlemelerinin ilerleyişi üzerinden izlenmelidir. Kendi kaderini tayin hakkı hukuken korunurken, olası bir bağımsızlık durumunda güvenlik yönelimi şimdiden ABD tarafından çerçevelenmektedir.


Egemenlik ile Güvenlik Bağımlılığı Arasında


Grönland, Danimarka Krallığı içinde geniş özerkliğe sahiptir ve 21 Haziran 2009’da yürürlüğe giren Grönland Öz Yönetim Yasası, Grönland halkını uluslararası hukuk bakımından kendi kaderini tayin hakkına sahip ayrı bir halk olarak tanımış ve bağımsızlığa ilişkin kararın Grönland halkı tarafından alınabilmesinin hukuki zeminini oluşturmuştur. Bu durum Nuuk yönetiminin güvenlik konularında giderek daha görünür bir uluslararası aktör haline geldiğini göstermektedir. Amerikan tesislerine ilişkin sözleşmelerde, imkanlar ölçüsünde Grönlandlı iş gücü ile yerel kaynaklara öncelik verilmesi ve bölge halkının yaşam biçimine saygı gösterilmesinin vurgulanması, Grönland’ın ekonomik, toplumsal ve kültürel çıkarlarını güvenlik düzenlemelerine dahil etme arayışının bir sonucudur.


Yine de ortaya çıkan tablo çelişkilidir. Grönland’ın uluslararası siyasette bağımsız bir aktör olarak hareket etme kapasitesi artarken ABD’nin adadaki askeri varlığı ve NATO’nun bölgeyle kurduğu güvenlik bağlantısı da güçlenmektedir. Grönland, Danimarka’dan daha geniş bir siyasal özerklik ve uzun vadede bağımsızlık talep ederken güvenlik, yatırım ve altyapı gibi alanlarda dış aktörlerin desteğine ihtiyaç duyabilir.14 Ancak bu ihtiyaç, adayı büyük güç mücadelesinin pasif bir unsuru haline getirmek zorunda değildir.

Grönland’ın gerçek anlamda uluslararası bir özneye dönüşebilmesi sadece bir bayrağa veya bağımsız bir anayasal statüye sahip olmasına değil; aynı zamanda ekonomik yapısını çeşitlendirmesine, kurumsal kapasitesini güçlendirmesine ve dış yatırımlar karşısında etkili bir pazarlık gücü geliştirmesine bağlıdır.


Grönland’ın Geleceği Kimin Kurallarıyla Şekillenecek?


Grönland’ın yükselen jeopolitik değeri iklim değişikliği, ulaşım güzergahları, deniz yetki alanları, değerli mineraller ve askeri teknolojinin aynı coğrafyada kesişmesinden kaynaklanmaktadır. Yeni güvenlik anlaşması, ABD ile Danimarka arasındaki eski savunma ilişkisinin basit bir güncellemesi değildir. Anlaşma, Arktik güvenliğini daha belirgin biçimde ABD ve NATO merkezli hale getirirken, stratejik yatırımları da güvenlik politikasının temel unsuru yapmaktadır.


Önümüzdeki dönemde belirleyici mesele, bu askeri ve ekonomik yapılanmanın Grönland halkının iradesiyle nasıl bağdaştırılacağıdır. Arktik’te istikrar, yalnızca askeri üslerin ve gözetleme kapasitesinin artırılmasıyla değil, yerel toplumun karar süreçlerine katılımı, çevresel sürdürülebilirlik, deniz hukukuna bağlılık ve büyük güçler arasındaki gerilimi yönetecek diplomatik kanalları da aynı ölçüde gerekli kılmaktadır. Grönland’ın geleceği, buzların erimesiyle ortaya çıkan yeni imkanlardan çok, bu imkanların kim tarafından ve hangi kurallarla yönetileceği sorusuna verilecek cevapla şekillenecektir.


Referanslar


1- Ackrén, M., Jakobsen, U. (2015). “Greenland as a Self-Governing Sub-National Territory in International Relations: Past, Current and Future Perspectives”. Polar Record, 51(4), 405. Erişim Adresi: https://doi.org/10.1017/S003224741400028X.

2- United States Space Force. (2023). “Thule Air Base Gets New Name”. Erişim Adresi: https://www.spaceforce.mil/News/Article/3355840/thule-air-base-gets-new-name/ Erişim Tarihi: 02.10.2026.

3- NATO. “Enlargement and Article 10”. Erişim Adresi: https://www.nato.int/en/what-we-do/partnerships-and-cooperation/enlargement-and-article-10 Erişim Tarihi: 02.10.2026.

4- NATO. (2026). “Arctic Security”. Erişim Adresi: https://www.nato.int/en/what-we-do/deterrence-and-defence/arctic-security Erişim Tarihi: 02.10.2026.

5- Arctic Council. (2026). “Arctic Shipping Update: 40% Increase in Ships in the Arctic”. Erişim Adresi: https://arctic-council.org/news/increase-in-arctic-shipping/ Erişim Tarihi: 02.10.2026.

6- International Maritime Organization (IMO). “International Code for Ships Operating in Polar Waters (Polar Code)”. Erişim Adresi: https://www.imo.org/en/ourwork/safety/pages/polar-code.aspx Erişim Tarihi: 02.10.2026.

7- United Nations Commission on the Limits of the Continental Shelf (CLCS). (2014). “Submission by the Kingdom of Denmark in Respect of the Northern Continental Shelf of Greenland”. Erişim Adresi: https://www.un.org/depts/los/clcs_new/submissions_files/submission_dnk_76_2014.htm Erişim Tarihi: 03.10.2026.

8- Jacobsen, M. (2020). “Greenland’s Arctic Advantage: Articulations, Acts and Appearances of Sovereignty Games”. Cooperation and Conflict, 55(2), 175. Erişim Adresi: https://doi.org/10.1177/0010836719882476.

9- European Commission. “Greenland”. Erişim Adresi: https://international-partnerships.ec.europa.eu/countries/greenland_en Erişim Tarihi: 02.10.2026.

10- Petersen, N. (2013). “The Politics of US Military Research in Greenland in the Early Cold War”. Centaurus, 55(3), 295-296. Erişim Adresi: https://doi.org/10.1111/1600-0498.12023.

11- Government of the Kingdom of Denmark, Government of Greenland, Government of the United States of America. (2026). “Agreement to Amend and Supplement the Agreement of 27 April 1951 Concerning the Defense of Greenland”.

12- Reuters. (2026). “Desolate Arctic Outpost Likely to Host US Troops under New Greenland Deal”. Erişim Adresi: https://www.reuters.com/world/desolate-arctic-outpost-likely-host-us-troops-under-new-greenland-deal-2026-09-25/ Erişim Tarihi: 02.10.2026.

13- Reuters. (2026). “What Is in the US-Greenland-Denmark Security Deal?”. Erişim Adresi: https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/what-is-us-greenland-denmark-security-deal-2026-09-22/ Erişim Tarihi: 03.10.2026.

14- Kristensen, K. S., Rahbek-Clemmensen, J. (Ed.). (2018). Greenland and the International Politics of a Changing Arctic: Postcolonial Paradiplomacy between High and Low Politics. Routledge: London, 38.