Cover Image

JEOPOLİTİKALAR

Yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine adım attığımız 2026 yılı dünyasında coğrafya, durağan bir kader veya pasif bir arka plan olmaktan bütünüyle çıkarak devlet aklının, teknolojik yetkinliğin ve stratejik vizyonun sınandığı aktif bir mücadele alanına dönüşmüştür. Soğuk Savaş sonrasının tek kutuplu küresel düzeni çökerken, büyük güçlerin kendi ürettikleri krizlerde kilitlendiği, geleneksel paktların işlevsellik sınavı verdiği ve bölgesel aktörlerin yükselen bir stratejik otonomiyle sahada kurucu roller üstlendiği çok boyutlu bir fetret devri yaşanmaktadır. Klasik jeopolitiğin kara, deniz ve hava hâkimiyeti denklemleri siber alanın, uzay teknolojilerinin, kritik madenlerin, iklim krizinin ve enerji hatlarının kesişiminde yeniden yazılmaktadır.


Strateji Türkiye olarak, "Jeopolitikalar" başlığı altında hazırladığımız bu 20. Sayımızda, Arktik sahasından Avrasya bozkırlarına, Mekke eksenli yerli güvenlik arayışlarından Doğu Akdeniz, Hazar, Karadeniz ve Körfez hattına uzanan geniş bir coğrafyada küresel fay hatlarını ve Türkiye'nin yükselen jeopolitik merkezliğini inceliyoruz.


Prof. Dr. Fahri Erenel, "Jeopolitik Teoriler ve Avrasya’da Güç Mücadelesi" başlıklı açılış çalışmasında Mackinder, Spykman ve Mahan’ın klasik teorilerinin modern izdüşümlerini masaya yatırıyor. Küresel ısınmayla birlikte Kalpgâh’ın Arktik bölgesine ve Kuzey Deniz Rotası'na doğru genişlemesini, Orta Asya’nın genç nüfusuyla kazandığı demografik üstünlüğü ve Türk Devletleri Teşkilatı ekseninde Türkiye’nin klasik bir kenar kuşak tamponu olmaktan çıkıp Avrasya’nın kalbinde oyun kurucu bir aktöre dönüşmesini kuramsal bir derinlikle irdeliyor.


Prof. Dr. Ahmet Uysal, "Mekke Savunma Anlaşması ve Ortadoğu’da Yeni Dönem: Türk Bakışı" çalışmasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı'nın doğurduğu tarihi kırılmayı değerlendiriyor. Dış güvenlik garantilerinin aşındığı bir dönemde, Türkiye’nin operasyonel savunma sanayii tecrübesi, Suudi Arabistan’ın finansal ve coğrafi derinliği ile Pakistan’ın nükleer caydırıcılığını bir araya getiren bu yerli güvenlik modelinin, bölgedeki çatışmacı politikalara karşı bağımsız bir istikrar ekseni oluşturduğunu belgeliyor.


Dr. Ali Murat Kurşun, "Büyük Güçlerin Krizi ve Bölgesel Güçlerin Yükselen Otonomisi" yazısında, Batılı başkentlerin Ukrayna ve Hint-Pasifik denkleminde yaşadığı stratejik felcin bölgesel güçler lehine açtığı manevra alanını analiz ediyor. Türkiye’nin NATO zemininden Şanghay İşbirliği Örgütü’ne uzanan çok eksenli diplomasi esnekliğini, vekil unsurlar yerine meşru devlet otoritesini önceleyen nizam kurucu aklını ve Hürmüz’den Doğu Akdeniz’e kadar deniz yetki alanlarında dikte ettiği fiili caydırıcılığı çarpıcı tespitlerle sunuyor.


Dr. Mustafa Öztop, "İttifaklar Arası Jeopolitik Rekabet" başlıklı yazısında NATO, Avrupa Birliği, ŞİÖ, BRICS ve Afrika Birliği gibi geleneksel ve yükselen yapıların meşruiyet sınırlarını irdeliyor. Tek bir bloka tam sadakat döneminin kapandığını vurgulayan Öztop, Türkiye’nin Transatlantik ittifak içindeki vazgeçilmezliğini korurken Küresel Güney ve Asya aktörleriyle geliştirdiği pragmatik diyalog sayesinde belirsizlikler çağında nasıl kurucu bir "güvenli liman" olarak temayüz ettiğini gösteriyor.


Ahmet Arda Şensoy ise "Dört Denizde Jeopolitik Rekabet: Çatışan Vizyonlar, Yeni Koridorlar ve Güvenlik Arayışı" başlıklı kapanış analizinde Hazar, Karadeniz, Akdeniz ve Körfez’in artık tek bir stratejik sisteme dönüştüğünü ortaya koyuyor. Suriye-Türkiye omurgasında geliştirilen "Dört Deniz Girişimi" ile Hürmüz ve Kızıldeniz’e alternatif kara hatları arayışını irdelerken, Türkiye’nin Mavi Vatan, Somali derin deniz sondajları ve MUGEM uçak gemisi hamlesiyle temsil ettiği kurumsal devlet aklı karşısında, İsrail’in ayrılıkçı unsurlar ve Aşil Kalkanı paktı üzerinden yürüttüğü istikrarsızlık politikasını mukayese ediyor.


Strateji Türkiye, bu sayısında bir araya getirdiği özgün tahlillerle jeopolitiğin yalnızca haritalarda çizilen sınırlardan ibaret olmadığını, sahadaki iradeyi diplomatik akılla, askeri caydırıcılığı adil bir nizam tasavvuruyla birleştirebilen devletlerin geleceğin mimarı olacağını teyit etmektedir.


İstifade etmeniz dileğiyle,

Strateji Türkiye Dergisi

Bu Sayıda

Jeopolitik Teoriler ve Avrasya’da Güç Mücadelesi

Prof. Dr. Fahri Erenel

İttifaklar Arası Jeopolitik Rekabet

Dr. Mustafa ÖZTOP

Büyük Güçlerin Krizi ve Bölgesel Güçlerin Yükselen Otonomisi

Dr. Ali Murat Kurşun

Dört Denizde Jeopolitik Rekabet

Ahmet Arda Şensoy

Mekke Savunma Anlaşması ve Ortadoğu’da Yeni Dönem: Türk Bakışı

Prof. Dr. Ahmet Uysal